Neler Oluyor Hayatta
1989 yılında Malatya’da doğdu. İstanbul Beykent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ile Psikoloji bölümlerinde öğrenim görüyor şair. 2004’ten bu yana şiir ve yazıları Alaz, Eliz Edebiyat, Kurşun Kalem, Lacivert, Özgür Edebiyat, Radikal Genç, Şiiri Özlüyorum, Türk Dili, Yasakmeyve dergilerinde yayınlandı. 2008 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’nde “başarı” ödülünü, “Hasar” adlı yapıtıyla 2009 Homeros Şiir Ödülü’nü aldı. Şairin ilk kitabı olan “Perdesiz”, 2009 Memet Fuat Genç Şiir Ödülü’ne değer bulundu. "Perdesiz" adlı dosyasıyla ''Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü'' Jüri Özel Ödülü’nü aldı.
Türkiyedeki toplumsal normların yalnızca cinsiyet üzerinden kodlandığını iddia edecek değilim. Ancak eşcinsellere, transcinsellere yönelik şiddeti de tek başına sıradan bir suç olarak göremeyiz. Bir transı hem de boğazını keserek hunharca öldürmek ne sadece tekil bir psikopati vakasına işaret eder, ne de kişiler arasındaki bir anlaşmazlığa. Bu şiddet gösterileriyle açığa çıkan basbayağı bu ülkenin en derinlerinde yatan bir şiddet dili, ötekiyle kurulan ilişkinin en şeffaf hale geldiği bir andır. Aslında Kürtler, Aleviler, dindarlar... her türlü mağdur kesim bu şiddetten nasibini bir şekilde alıyor. Ama bana öyle geliyor ki lgbt'lerin yaşadığı mağduriyet tüm bu kimlikleri kat ediyor ve şiddetin en pespaye haline gözler önüne seriyor. Şimdi de trans Serap Toraman İzmirde boğazı kesilerek öldürülmüş. Ben de tıpkı KaosGL gibi bu cinayetlerin politik cinayetler olduğunu düşünüyor ve Nefret Suçları Yasası'nın bir an önce düzenlenmesini istiyorum.

SAMBATİSTA ARANIYOR!
DİRENİŞİN RİTİMLERİNDEN ÇAĞRI
Direnişin Ritimleri, 29-30-31 Ekim tarihlerinde gruba katılmak isteyen eylemcilerle buluşuyor.
Biz, sambayı politik bir eylem olarak kullanan, sınırlar ötesi bir ağa dahil, anti-kapitalist, anti-militarist ve anti-otoriter bir eylem grubuyuz. Müziğin gücünü eylemcilerle paylaşarak, şenlik havası yaratmak, direnişi coşkusunu artırmak, çatışma durumlarında gerginliği azaltmak gibi nedenlerle eylemcinin yanında eylemciyiz.
Bizimle gelin! Birlikte müzik yapmak için her şeyimiz var.
Dün sabah 04'te uyandırdı beni. Geceyarısına kadar bapırıp durmuştu. Bazanda acaip oynak şarkılar söylüyor. Bazan üşüyorum diye inliyor. Bazanda, basurum var, götüm acıyo diye ağlıyor. Memed sürekli olarak etrafa sıçıyor. Osuruk ve bok kokusundan bazen baygınlık geçiriyorum. Ancak gardiyanlar gelip acımasızca vurduklarında içim eziliyor. Üzülüyorum.
Çok açık ki referandumun gözle görünür sonuçları oldu: Kürt sorunu başka bir perdeden tartışılmaya başlandı, 90'lı yılların kanlı defterleri açıldı, türban konusunda adım atıldı... Ancak tabii mesele bunlarla bitmiyor, daha fazla demokrasi için fikri takip yapmak gerekiyor. İşte referandumda "yetmez ama evet" diyenler de bunu yapmışlar ve muhafazakar medyayı mercek altına almışlar. Bu amaçla muhafazakar medyayı daha fazla sorumluluk almaya davet ediyor ve bu konuyu imzaya açıyorlar. Metni imzalayanlar arasında Baskın Oran, Halil Berktay ve Markar Esayan da var.
Hrant Dink cinayeti davasının 15. duruşması 25 Ekim 2010 Pazartesi günü Beşiktaş Adliyesinde yapılacak. Hrant'ın Arkadaşları yine Beşiktaş İskele Meydanında ve Adliye önünde olacak.
Bimeras Kültür Vakfı tarafından dördüncü kez düzenlenen 'iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali' kapsamında Üsküdar, Beşiktaş ve Kadıköy meydanları için planlanan 'Free Zone Istanbul' (Serbest Bölge İstanbul) sergisi daha yerleştirme aşamasındayken Beşiktaş Meydanı'nda saldırıya uğradı. CHP Gençlik Kolları üyesi oldukları iddia edilen Kemalist grup sergide beğenmedikleri objeyi devirerek parçaladı.
http://konkurs.chopin.pl/en/edition/xvi/online/broadcasting
Son 10 yıllık dönemde sosyalist sol içerişinde belirli bir teoriye
dayanmayan tartışma ve ayrışmaların değersizliğinin farkında olanların en
önemli kavramlarından biri herhalde “kopuş” olabilir. Aşağıda okuyacağınız
çağrının nicelik ve nitelik olarak mevcut durumdan bir kopuş meydana getirip
getirmeyeceği tartışmaya açık olsa da tavır, yeni tartışmaların önünü
açabileceği için önemlidir.
Aylık
Sosyalist Kültür Dergisi 'Birikim' Ekim 2010'da yayınlanan 258. sayısında Yayın
Yönetmeni Ömer Laçiner imzasıyla yer alan yazıyla 'gelenekçi sol' ile yollarını
ayırdığını duyurdu. Laçiner, Birikim'in başından beri, "Sosyalizmin gerçek
bir düzen ve insanlık durumu alternatifi olabilmesinin mutlak önkoşulu,
sosyalizmin yeni baştan tanımlanmasıdır" vurgusunu sürekli yaptığını
vurgulayarak; "Birikim, bu yeni baştan tanımlamanın “ortak bir eser”
olması için anlayışı gereği özel bir çaba gösterdi" dedi. Bunda başarılı
olunamadığının altı çizilen yazıda, "Ama iki sayı önce de belirttiğimiz
gibi bunun, bu yolun sonuna geldiğimizi kabul etmek zorundayız. Bu, yalnızca
bir zorunluluk değil ayrıca ahlaki bir yükümlülük, görevdir artık. Önümüzdeki
sayı bu görev başlayacaktır" denildi.
Taner Akçam’ın 27.09.2010 tarihinde yayınlanan ve “mahalle” metaforu
çerçevesinde bir anlamda solun özeleştirisini yaptığı yazısına ağabeyi Cahit
Akçam’dan cevap geldi.
Aşağıda ilk olarak Taner Akçam’ın yazısı verilmiştir. Bu yazıda kullanılan basit
“mahalle” metaforuna karşın olayları anlayabilmek için sadece Marx sosyolojosinin
kullanılabileceğini buyuran ve her yazıda işçi sınıfı arayan mantığı ile Cahit Akçam’ın cevap yazısı da altındadır.
(Nedense bu sosyolojiyi Türkiye’deki solun durumu için kullan(a)mamaktadır.) Buyurun siz karşılaştırın.






e blog yazıyoruz....